Menu
Genel

YENİ AVRUPA ROTALARIM

Bir süredir köşeme seyahat yazılarım hâkim,sizlerden de güzel yorumlar alıyorum. Uzun ve zorlu geçen bir pandemi sonrası Avrupa’nın birçok ülkesi turistlere sınır kapılarını açtı ve seyahat özlemi çekenler soluğu uçaklarda aldı. Ben de seyahatime Fransa,Paris’ten başladım ve oradaki deneyimlerimi size aktardım. Bu hafta ise rotamda daha önce gezme fırsatım olmayan iki Avrupa şehri bir de Avrupa’nın en büyüklerinden bir oyun parkı vardı.

FRANKFURT GÜNLÜKLERİ

Paris’ten Frankfurt’a en çok tercih edilen transfer şekli aslında trenler. Dört saatlik bir tren yolculuğu ile Frankfurt’a varıyorsunuz fakat ben daha kısa sürede ulaşmak istediğim için bir saatlik bir uçak yolculuğu ile Almanya’ya geçiş yaptım. Avrupa içerisinde seyahat ettiğimden ötürü merak edenleriniz için yanıtlayayım,yeni ülke girişinde herhangi bir pasaport,aşı,test sonucu ibraz etmedim. Frankfurt için hep iş odaklı, ruhunun soğuk olduğu bir şehir olduğunu duymuştum.Belkide beklentimi düşük tuttuğumdan ötürü çok daha fazla sevdim burayı. Tarihi binaların arkasından yükselen gökdelenler, lüks mağazaların arasına konumlanmış tarihi binaların kafe ve restoranlara çevrilmesi benim en çok hoşuma giden noktalardan oldu. Avrupa’nın iş ve bankalar merkezi diyebileceğimiz bu şehirde tahmin edersiniz ki sokaklarda en çok iş insanlarını görüyorsunuz.Etrafınızda bol bol takım elbiseli kadın ve erkekler göz dolduruyor.

EUROPAPARK VE STRASBOURG

Seyahat içinde seyahat etmeyi severim. Frankfurt’dan iki saatlik bir araba yolculuğu ile uzun zamandır görmeyi çok merak ettiğim Avrupa’nın birçok ülkesinden insanların akın ettiği oyun parkı Europapark’a gittik. Mercedes Benz’in tasarladığı dünyanın en hızlı rollercoaster trenlerinden birini deneyimledik. Adrenalin tutkunları trenin önünde uzun kuyruklar oluşturmuştu. Ekim ayıyla beraber Avrupa’da başlayan cadılar bayramı coşkusu ve parkın dört bir yanına hazırlanmış balkabaklı dekorlar şahane gözüküyordu. Park çıkışında, yarım saat uzağımızda bulunan Fransa’nın en sempatik şehirlerinden Strasbourg’a geçtik. Benim ilk gidişim olduğundan dolayı bu şehri keşfetmek çok keyifliydi. Küçük Fransa dedikleri bölge çiçeklerle donatılmış köy evleri ve Notre Dame Strasbourg kilisesi görülmeye değerdi.

Yorum Yok

    Cevapla